Menü Aksaray Haber  -Aksaray Olay Haber  -  Aksaray Haberleri
Tarih: 09.03.2026 00:30
ASÜ’de Türk hekimlerinin bilim   ve vatan mücadelesi anlatıldı

ASÜ’de Türk hekimlerinin bilim ve vatan mücadelesi anlatıldı

Facebook Twitter Linked-in

Aksaray Üniversitesi Tıp Fakültesi Kariyer Planlama Kulübü, Tıp Doktorları ve Öğrencileri Platformu ve Aksaray Milli Türk Talebe Birliği iş birliğiyle düzenlenen "Tarihte İz Bırakan Türk Hekimleri" Kongresi KKTC 5. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar'ın katılımıyla gerçekleştirildi.

ASÜ Konferans Salonunda düzenlenen kongreye Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) 5. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar'ın yanı sıra Aksaray Valisi Murat Duru, Aksaray Üniversitesi (ASÜ) Rektörü Prof. Dr. Alpay Arıbaş,  Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Servet Gölgeler, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Kongrede Türk tıp tarihinde önemli izler bırakan Tıbbiyeli Hikmet Boran, Türkiye'nin ilk kadın hekimi Safiye Ali, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün doktoru Rıfkı Kamil Urga, Kıbrıs Türk halkının liderlerinden Dr. Fazıl Küçük, Kıbrıs Gazisi Tabip Tuğgeneral Nihat İlhan ve dünyaca ünlü Türk beyin cerrahi Prof. Dr. Gazi Yaşargil katılımcılar tarafından anlatıldı. Kongrenin açılışında konuşan Aksaray Üniversitesi Kariyer Planlama Kulübü Başkanı Stj. Dr. Rodi Ceylan, Türk hekimlerinin tarih boyunca bilim, insanlık ve vatan sevgisiyle önemli başarılara imza attığını söyledi. "Tarihe İz Bırakan Türk Hekimleri Kongresi" Kongre Başkanı Stj. Dr. Emre Özer ise tarihe iz bırakmış Türk hekimlerini, Türk tarihine ve günümüz Türkiye'sine önemli katkılar sunan hekimleri gelecek nesillere tanıtmayı hedeflediklerini dile getirdi. Tıp Doktorları ve Öğrencileri Platformu Yöneticisi Dr. Necip Fazıl Kartal ise konuşmasında platformun logosunun anlamını anlattı. 

Rektör Arıbaş: Hekimler toplumsal olaylarda sorumluluk bilinciyle hareket etti

Kongrenin açılışında konuşan Aksaray Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Alpay Arıbaş da konuşmasında böyle bir kongrenin Türk gençliği açısından önemli mesajlar taşıdığına dikkat çekerek, burada Türk tarihine ve toplumuna yön veren değerlerin devlet büyükleri ve akademisyenler tarafından gençlere aktarılacağını ifade etti. Türk milletinin tarih boyunca diğerkâmlık, fedakârlık, merhamet ve vatan sevgisi gibi güçlü değerlerle ön plana çıktığını vurgulayan Prof. Dr. Arıbaş, bu özelliklerin özellikle tıp mesleğinde daha belirgin şekilde görüldüğünü söyledi. Türk hekimleri arasında yalnızca bilimsel alanda değil; siyaset, sanat, düşünce ve kültür alanlarında da önemli isimlerin yetiştiğine dikkat çeken Rektör Arıbaş, hekimlerin toplumsal olaylara karşı sorumluluk hissiyle hareket ederek birçok alanda öncü roller üstlendiklerini söyledi. Bu kongrenin Türk tıp tarihine damga vurmuş önemli hekimlerin genç kuşaklara anlatılması açısından değerli bir başlangıç olduğunu dile getiren Rektör Arıbaş, "Her biri ayrı birer hazine olan bu büyük isimleri tek bir toplantıda anlatmak elbette mümkün değil. Bu nedenle ilerleyen süreçte bu kongrenin ikinci, üçüncü ve daha sonraki programlarının da düzenlenmesi gerektiğine inanıyorum" dedi.

Dr. Fazıl Küçük hayatını Kıbrıs Türklerine adadı

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) 5. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar da yaptığı konuşmada, Kıbrıs Türk halkının liderlerinden ve önemli hekimlerinden biri olan Dr. Fazıl Küçük'ün yaşamı, mücadelesi ve Kıbrıs Türk toplumuna yaptığı hizmetler hakkında bilgiler paylaştı. Kıbrıs Türk halkının liderlerinden Dr. Fazıl Küçük'ün mücadelesine değinen Tatar, Dr. Fazıl Küçük'ün hem bir hekim hem de bir toplum lideri olarak Kıbrıs Türklerinin haklarını savunduğunu söyledi. İngiliz sömürge yönetimi döneminde Kıbrıs Türklerinin zor şartlar altında yaşadığını belirten Tatar, bu süreçte Dr. Fazıl Küçük ve Rauf Denktaş gibi liderlerin halkın haklarını korumak için büyük bir mücadele verdiğini ifade etti. 1963 yılında yaşanan ve tarihe "Kanlı Noel" olarak geçen olaylarda çok sayıda Kıbrıs Türkünün hayatını kaybettiğini hatırlatan Tatar, Türk Mukavemet Teşkilatı'nın direnişi ve Kıbrıs Türk halkının kararlı mücadelesi sayesinde varlıklarını koruyabildiklerini söyledi. Tatar, Türkiye'nin garantörlük hakkını kullanarak gerçekleştirdiği 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı'nın Kıbrıs Türk halkının güvenliğini sağladığını belirterek, dönemin Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Bülent Ecevit, Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan ve Genelkurmay Başkanı Semih Sancar'ı rahmet ve minnetle andığını dile getirdi. Kıbrıs Türk halkının bugün özgür bir şekilde yaşayabilmesinin verilen büyük mücadelelerin sonucu olduğunu ifade eden Tatar, geçmişte Türk milletine hizmet eden tüm hekimleri ve kahramanları minnetle andıklarını söyledi.

Hekimlik sadece bir meslek değil bir milletin varoluşsal mücadelesidir

Programda konuşan Aksaray Valisi Murat Duru da Türk hekimliğinin tarih boyunca yalnızca bilimsel başarılarıyla değil; merhameti, fedakârlığı ve insanı merkeze alan yaklaşımıyla da dünya tıp tarihine önemli katkılar sunduğunu belirterek, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün "Beni Türk hekimlerine emanet ediniz" sözünün Türk hekimliğine duyulan güvenin en güçlü ifadelerinden biri olduğunu dile getirdi. Türk hekimlerinin gerektiğinde milletinin kaderini omuzlayan bir iradeyi temsil ettiğini belirten Duru, Kuzey Kıbrıs Türk halkının liderlerinden Dr. Fazıl Küçük'ün mücadelesi ile Tabip Binbaşı Doktor Nihat İlhan'ın ailesinin yaşadığı acının, hekimliğin yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda bir milletin varoluş mücadelesinde üstlenilen onurlu bir sorumluluk olduğunu gösterdiğini söyledi. Genç tıp öğrencilerine de seslenen Vali Duru, hekimliğin bilgi kadar güçlü bir vicdan da gerektirdiğini belirterek, "Sizler yalnızca bir meslek seçmiyorsunuz; aynı zamanda insanlığa hizmet edecek onurlu bir yolculuğa adım atıyorsunuz. Bu salonda bulunan gençler arasından yarının büyük bilim insanlarının ve hekimlerinin çıkacağına inanıyorum" ifadelerini kullandı.

Tıbbıyeli Hikmet Boran milli mücadelede önemli rol oynadı

ASÜ Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cevdet Erdöl de "Tıbbiyeli Hikmet Boran" başlıklı bir sunum gerçekleştirdi. Tıbbiyeli öğrencilerin 14 Mart 1919'da okulun kuleleri arasına Türk bayrağı asarak işgale karşı sembolik bir direniş gerçekleştirdiklerini belirten Prof. Dr. Erdöl, bu olayın Kurtuluş Savaşı ruhunun önemli simgelerinden biri haline geldiğini kaydetti. Mustafa Kemal Atatürk'ün Sivas Kongresi'ne genç temsilciler davet etmesi üzerine Tıbbiyeli Hikmet'in de kongreye katıldığını hatırlatan Prof. Dr. Erdöl, kongrede mandacılık tartışmaları sırasında Hikmet Boran'ın Mustafa Kemal'e hitaben söylediği sözlerin tarihe geçtiğini belirtti. Prof. Dr. Erdöl, "18 yaşındaki Tıbbiyeli Hikmet, kongrede 'Mandayı kabul edemem. Eğer kabul eden olursa reddederiz' diyerek bağımsızlık konusundaki kararlılığı açık bir şekilde dile getirmiştir" diye konuştu. Prof. Dr. Erdöl, Tıbbiyeli Hikmet'in hayatının vatan sevgisi, cesaret, fedakârlık ve mesleğe adanmışlığın en güçlü örneklerinden biri olduğunu vurgulayarak, genç hekim adaylarının bu tarihi mirası iyi anlaması gerektiğini de sözlerine ekledi.

Nihat İlhan ve ailesi Türk Türklerinin hafızasında derin bir iz bıraktı

Programda konuşan Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Necmi İlhan ise babası Tabip Tuğgeneral Nihat İlhan'ın hayatını ve Türk tıp tarihinde bıraktığı izleri anlattı. Prof. Dr. İlhan, 1963 yılında Kıbrıs'ta yaşanan ve tarihe "Kanlı Noel" olarak geçen olaylarda babası Nihat İlhan'ın görevde bulunduğu sırada ailesinin Lefkoşa'daki evlerinde saldırıya uğradığını belirterek, eşi Mürüvvet İlhan ile üç çocuğunun Rum saldırganlar tarafından şehit edildiğini anlattı. Söz konusu olayın Kıbrıs Türk halkının hafızasında derin bir iz bıraktığını ifade eden Prof. Dr. İlhan, bugün Lefkoşa'daki evin "Barbarlık Müzesi" olarak ziyarete açık olduğunu ve Kıbrıs Türklerinin yaşadığı acıların simgelerinden biri haline geldiğini söyledi. Babasının bu büyük acıya rağmen görevine devam ettiğini vurgulayan İlhan, "Babam bu haberi aldığında tek söylediği söz 'Vatan sağ olsun' oldu" diye konuştu. Nihat İlhan'ın hayatının sonuna kadar vatanına ve insanlığa hizmet etmeye devam ettiğini dile getiren Prof. Dr. İlhan, babasının 23 Kasım 2016'da hayatını kaybettiğini ve Elazığ İcadiye Şehitliğinde eşi ve çocuklarının yanına defnedildiğini dile getirdi. Konuşmasının sonunda Kıbrıs Türk halkının yaşadığı acıların unutulmaması gerektiğini vurgulayan İlhan, sözlerini babasının yıllar önce söylediği ifadeyle tamamladı: "Vatan sağ olsun."

Safiye Ali Türk tıp tarihine ilk kadın hekim olarak geçti

Programda konuşan ASÜ Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ayşe Betül Öztürk ise "Safiye Ali" başlıklı sunumunda Cumhuriyet döneminin ilk kadın hekimi olan Safiye Ali'nin hayatını ve tıp alanındaki öncü çalışmalarını anlattı. Cumhuriyetin ilanından sonra Türkiye'ye dönen Safiye Ali'nin 1923 yılında Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk kadın doktoru olarak tababet icazetnamesini aldığını söyleyen Öztürk, İstanbul'da açtığı muayenehanede özellikle kadın ve çocuk hastalara hizmet verdiğini aktardı. Öztürk, ayrıca Safiye Ali'nin uluslararası kongrelere katılarak Türkiye'yi temsil eden ilk kadın doktorlardan biri olduğunu ve kadınların meslek hayatında yer alabilmesi için önemli mücadeleler verdiğini açıkladı. Doç. Dr. Öztürk,  Safiye Ali'nin Türk tıp tarihinde yalnızca ilk kadın hekim olmasıyla değil; aynı zamanda kadınların eğitim, sağlık ve toplumsal hayattaki yerini güçlendiren öncü çalışmalarıyla da önemli bir miras bıraktığını da sözlerine ekledi.

Dr. Rıfkı Kamil Urga Kurtuluş Savaşında önemli roller üstlendi

İş insanı Kaptan Mustafa Can ise "Rıfkı Kamil Urga–Atatürk'ün Doktoru" başlıklı sunumunda, Mustafa Kemal Atatürk'ün doktorlarından biri olan Rıfkı Kamil Urga'nın hayatını ve tıp alanındaki çalışmalarını anlattı. Mustafa Can, I. Dünya Savaşı'nın başlamasıyla birlikte yüzbaşı rütbesiyle gönüllü olarak cepheye giden Urga'nın, Trablusgarp Savaşı sırasında Mustafa Kemal Atatürk ile tanıştığını söyledi. 1919 yılında Mustafa Kemal Atatürk'ün daveti üzerine Ankara'ya gelen Urga'nın, Türk Kurtuluş Savaşı sırasında önemli görevler üstlendiğini belirten Can, Atatürk'ün talimatıyla Cebeci Askerî Hastanesi'nin kurulmasında görev aldığını söyledi. Can, Sakarya Meydan Muharebesi sırasında yaralanan askerlerin tedavisi için Çankırı'da 1500 kişilik bir sahra hastanesinin kurulduğunu ve Urga'nın bu hastanenin kurulmasında aktif rol oynadığını ifade etti.

Prof. Dr. Gazi Yaşargil tıp dünyasında silinmez bir iz bıraktı

ASÜ Tıp Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Fırat Yıldız ise sunumunda dünyaca ünlü Türk beyin cerrahı Prof. Dr. Gazi Yaşargil'in hayatını, bilimsel çalışmalarını ve tıp dünyasına yaptığı katkıları anlattı. 1960'lı yıllarda mikrocerrahi tekniklerini geliştiren Yaşargil'in ameliyat mikroskobunu beyin cerrahisinde etkin biçimde kullanan ilk isimlerden biri olduğunu vurgulayan Yıldız, bu gelişmenin cerrahi uygulamalarda büyük bir devrim niteliği taşıdığını söyledi. Yıldız, Yaşargil'in geliştirdiği tekniklerle özellikle damar hastalıkları ve beyin tümörleri cerrahisinde başarı oranlarının önemli ölçüde arttığını aktardı. İsviçre'de görev yaptığı yıllarda 3 binden fazla beyin cerrahının yetişmesine katkı sağlayan Yaşargil'in, meslek hayatı boyunca 7 binden fazla intrakraniyal ameliyat gerçekleştirdiğini ifade eden Yıldız, bilim dünyasında sayısız ödül kazanan Yaşargil'in bugün de tıp tarihinin en önemli isimlerinden biri olarak kabul edildiğini sözlerine ekledi. Kongrede Hekimsen Genel Başkanı Uzm. Dr. Adil Kurban da kısa bir selamla konuşması yaptı. Konuşmasında Türk-İslam tıp geleneğinin dünya tıbbına bıraktığı güçlü mirasa dikkat çeken Kurban, özellikle İbn-i Sina'nın eserlerinin yüzyıllar boyunca Avrupa tıp eğitimine yön verdiğini hatırlattı. Kongrede yapılan sunumların ardından konuşmacılara plaket takdim edildi. Program günün anısına çekilen hatıra fotoğrafı ile sona erdi.

 

 




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —