Bölgede tespit edilen termal su potansiyelinin, özellikle seracılık faaliyetlerinde ve çevre köylerin ısınma ihtiyacında kullanılması halinde hem tarımsal üretime hem de kırsal kalkınmaya ciddi katkı sağlayabileceği ifade ediliyor. Jeotermal kaynakların kontrollü ve planlı şekilde ekonomiye kazandırılması, üretim maliyetlerini düşürürken yıl boyunca sürdürülebilir tarımsal faaliyetlerin önünü açabilir.
Uzmanlar, söz konusu kaynağın yeniden incelenerek güncel ekonomik ve teknik fizibilite çalışmalarının yapılmasının önemine dikkat çekiyor. Rezerv miktarı, su sıcaklığı, debi kapasitesi ve iletim altyapısına ilişkin detaylı analizlerin ardından hazırlanacak kapsamlı bir proje ile hem seracılıkta verim artışı sağlanabileceği hem de çevre yerleşimlerin ısınma giderlerinin düşürülebileceği belirtiliyor.
Narlıgöl ve çevresindeki jeotermal potansiyelin değerlendirilmesi, bölge halkının yaşam standartlarını yükseltecek, istihdam oluşturacak ve kırsal kalkınmaya ivme kazandıracak stratejik bir adım olarak değerlendiriliyor.
Narlıgöl çevresinde 1988 yılında Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen jeolojik ve jeotermal araştırmalarda tespit edilen termal su kaynağı, aradan geçen yılların ardından yeniden değerlendirilmesi gereken önemli bir potansiyel olarak öne çıkıyor. İç Anadolu Bölgesi'nin jeotermal açıdan dikkat çeken noktalarından biri olan Narlıgöl ve çevresinde belirlenen sıcak su rezervinin, bugünün teknik imkânları ve ekonomik şartları çerçevesinde tekrar incelenmesinin il ekonomisine önemli katkılar sunabileceği ifade ediliyor.
Bölgede tespit edilen termal su kaynağının özellikle seracılık faaliyetlerinde kullanılması halinde, Aksaray'da yıl boyunca kesintisiz üretim yapılabilmesinin önü açılabilir. Jeotermal ısıtma sistemleri sayesinde seralarda enerji maliyetlerinin ciddi ölçüde düşürülebileceği, bunun da üretim maliyetlerine doğrudan olumlu yansıyacağı belirtiliyor. Isıtma giderlerinin azalmasıyla birlikte hem ürün çeşitliliğinin artması hem de kış aylarında dahi verimli üretim yapılması mümkün hale gelebilir. Bu durum, Aksaray'ın tarımsal üretim kapasitesini güçlendirecek ve bölgeyi jeotermal destekli modern seracılık yatırımları açısından cazip hale getirebilecektir.
Termal kaynağın bir diğer önemli kullanım alanının ise çevre köylerin ısınma ihtiyacının karşılanması olduğu vurgulanıyor. Jeotermal enerjinin merkezi sistemlerle konut ısıtmasında kullanılması, özellikle kırsal bölgelerde yaşayan vatandaşların yakıt giderlerini azaltabilir. Kömür ve diğer fosil yakıtlara olan bağımlılığın azalması hem ekonomik hem de çevresel açıdan önemli kazanımlar sağlayacaktır. Daha düşük maliyetli ve çevre dostu bir ısınma modeli, bölge halkının yaşam standartlarını yükseltebilir.
Uzmanlar, söz konusu kaynağın yeniden detaylı biçimde incelenmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Rezervin güncel debi kapasitesi, su sıcaklığı, sürdürülebilir kullanım sınırları ve iletim altyapısının fizibilitesi gibi teknik unsurların kapsamlı bir şekilde analiz edilmesi gerektiği belirtiliyor. Aradan geçen yaklaşık kırk yıllık sürede teknolojinin önemli ölçüde geliştiği, bu nedenle 1988 yılındaki verilerin güncellenmesinin kritik önem taşıdığı ifade ediliyor. Hazırlanacak ekonomik ve teknik fizibilite raporlarının ardından kamu-özel sektör iş birliği modeliyle yatırım sürecinin planlanabileceği değerlendiriliyor.
Narlıgöl çevresindeki jeotermal potansiyelin hayata geçirilmesi, yalnızca enerji ve tarım alanında değil, istihdam açısından da bölgeye canlılık kazandırabilir. Seracılık yatırımları, teknik altyapı çalışmaları ve olası ısıtma projeleri yeni iş alanları oluşturabilir. Bunun yanı sıra, bölgenin doğal yapısı ve jeotermal kimliği turizm açısından da farklı projelerin geliştirilmesine zemin hazırlayabilir.
Tüm bu unsurlar göz önünde bulundurulduğunda, Narlıgöl çevresinde yıllar önce tespit edilen termal su kaynağının yeniden gündeme alınması ve bilimsel veriler ışığında değerlendirilmesi, Aksaray'ın ekonomik ve sosyal kalkınması adına stratejik bir adım olarak görülüyor. Güncel fizibilite çalışmalarıyla desteklenecek planlı bir yatırım süreci, hem tarımsal üretime hem kırsal ısınmaya hem de bölgesel kalkınmaya uzun vadeli katkılar sağlayabilir.