Ramazan sofraları şatafat içinde sosyal medyadan düşmezken,
Türk markaları sistemli bir şekilde boykot ediliyor!
Herkes çağrıda bulunuyor, halk ayağa kalkıyor, ama meslek odaları nerede?
Sessiz, suskun, tepkisiz…
Bravo! Meslek odaları yine görevini yerine getirmiyor!
Boykot adı altında yapılan çağrılar, sadece belirli markaları hedef almıyor.
O markaların arkasında alın teriyle üreten işçimiz var,
Toprağını işleyen çiftçimiz var,
istihdam sağlayan girişimcimiz var.
Yani hedef alınan Türkiye’nin ta kendisi!
Ekonomimize, sanayimize, esnafımıza, emeğimize doğrudan zarar veren bu hareket, bir boykot değil, MİLLİ ZARAR’dır!
Bu millet, emeğiyle büyüyen, üretimiyle güçlenen, birliğiyle yükselen bir millettir!
Bugün Türk markalarına saldıran zihniyet, yarın ülkenin tüm değerlerini yok etmeye kalkacaktır.
Ama biz buradayız, dimdik ayaktayız!
Toplumsal birliği bozmayı, Türkiye’ye kaybettirmeyi amaçlayanlara asla izin vermeyeceğiz!
Meslek odalarına soruyoruz:
Neredesiniz? Niçin susuyorsunuz?
Kendi firmalarınızı, kendi üreticilerinizi bile savunmaktan aciz misiniz?
Halka, sanayiciye, esnafa ve işçiye sahip çıkmayacaksanız,
Ne zaman konuşacaksınız?
Bugün susanlar, yarın ne yüzle iş dünyasının karşısına çıkacak?
Türkiye üretiyor,
Türkiye çalışıyor,
Türkiye kazanıyor!
Buna zarar verenleri, sessiz kalanları tarih affetmeyecek!
Şimdi birlik olma zamanı!
Şimdi Türk markalarına, Türk üreticisine sahip çıkma zamanı!
Gün, susma günü değil, haykırma günüdür!
Çünkü bu ülkenin değerlerine, emeğine, büyümesine zarar vermeyi amaçlayanlar hiçbir zaman başarılı olamayacaklar!
EKREM İMAMOĞLU 81 MİLYONUN SORUNU DEĞİL SADECE CHP SORUNU
Yaşananlar;Boykot Çağrısı mı, Siyasi Şov mu?
Son günlerde CHP’nin başını çektiği boykot çağrıları siyasetin gündemine oturdu.
Ekonomik zorluklarla boğuşan bir ülkede böylesine radikal çıkışların toplum üzerindeki etkisi tartışmaya açık.
Peki, gerçekten bu tür boykotlarla Türkiye’yi daha iyi bir noktaya taşıyabilir miyiz?
Yoksa bu, sadece siyasi hesaplaşmaların bir devamı mı?
Öncelikle, ekonomik krizleri siyasi rant malzemesi haline getirmek,
Ülkenin geleceği için en büyük tehlikelerden biridir.
Halkın alım gücü düşerken, iş dünyası dar boğazdan çıkış yolları ararken, bu tip çağrılar kime fayda sağlar?
Türkiye ekonomik çöküntüye uğrarsa,
CHP ve diğer muhalefet partileri mi kurtaracak bu ülkeyi?
Yoksa bu süreç, daha büyük bir kaosun başlangıcı mı olacak?
Tarih boyunca, ekonomik sıkıntıların aşılmasında birlik ve beraberlik esastır.
Türkiye’nin bugünkü sorunlarını çözmek için siyasetin her kesimi taşın altına elini koymalı, üretime ve istihdama odaklanmalıdır.
Muhalefetin sadece eleştirmekle kalmayıp, çözüm önerileriyle sahaya inmesi gerekir.
Ancak görünen o ki, bu tür boykot çağrıları çözüm üretmekten çok, siyasi kutuplaşmayı derinleştirmeye hizmet ediyor.
Ekonomik dar boğazdan çıkış, üretimle, istikrarla ve güvenle mümkündür.
Türkiye’nin her kesiminin katkı sağlayacağı, gerçekçi politikalar üretildiğinde, bu sıkıntılar aşılacaktır.
Aksi halde, günü kurtarmaya yönelik politik hamleler sadece kısır döngü yaratır ve halkın zararına olur.
Sonuç olarak, siyasi partiler krizleri büyütmek yerine, çözüm üretmeli ve halkı manipüle etmek yerine gerçekçi politikalarla güven vermelidir.
Aksi halde, bu tür boykot çağrıları ne iktidarı ne de muhalefeti güçlendirir; yalnızca halkı daha da yıpratır.
Üstelik İBB başkanı ve arkadaşlarının oynadığı çelik çomak oyunun bir parçası olmaya zorlanan,81 milyon bu işten karlı değil, zararlı çıkacaktır.
Ekonomik kriz, hepimizin cebini vuracak, alım gücünü zayıflatacaktır.
Daha boykot çağrısı yapıldığı anda ekonomi sallanmaya başladı.
Birde boykot yapılsa bunun zararı sadece İktidara, 81 milyon Türk halkınadır.
Bu boykot CHP ve Ekrem İmamoğlu'na kazandırabilir.
Ama Türkiye'ye kaybettirir.
Ve İş dünyasının suskun STK'ları sizde artık safınızı belli edin.
Safınız CHP ve Ekrem İmamoğlu ise boykota katıldığınızı açıklayın…
Değilse çıkın Boykot'u boykot edin
CHP ise İktidar partisi ve Recep Tayyip Erdoğan'la hesaplaşacaksa,
Ya yargıya başvursun yada SANDIĞA.