ÇUVALDIZ (Ayşe ALP)

Tarih: 05.03.2026 01:46

AKMÜB’DE İFTAR MASASI PARLAK AMA SAHADAKİ GERÇEKLER KARANLIK

Facebook Twitter Linked-in

Aksaray’da inşaat sektörünün çatı kuruluşlarından biri olan Aksaray Müteahhitleri Birliği (AKMÜB) yine sahnedeydi. Beş yıldızlı bir otelde verilen iftar yemeği, yapılan konuşmalar ve çizilen tablolar… 

Dinleyince insanın içi açılıyor. Sanki Aksaray’da inşaat sektörü altın çağını yaşıyor.

Birliğin başkanı Fatih Güneş konuşuyor; rakamlar havada uçuşuyor. Türkiye genelinde temsil, konfederasyon üyeliği, büyük başarılar, güçlü sektör… Hepsi var.

Ama bir eksik var.

Gerçekler.

Çünkü Aksaray sokaklarında konuşulan hikâye bu kadar parlak değil.

Aksaray Konut Müteahhitleri Birliği yani kısa adıyla AKMÜB…
22 yıldır Aksaray’da faaliyet gösteren, sektörün “köklü” sivil toplum kuruluşu.

Başkanı da Fatih Güneş.

Kendi ifadeleriyle sadece mesleki bir yapı değil; şehrin sosyal, kültürel ve ticari hayatında sorumluluk alan bir kuruluş.

Kağıt üzerinde her şey harika.
Sözlerde vizyon var, temsil var, konfederasyon var, Türkiye var.

Ama sahaya baktığınızda tablo pek de o parlak konuşmalara benzemiyor.

Çünkü Aksaray’da son yıllarda inşaat sektörünün arka planında konuşulanlar hiç de öyle “başarı hikâyesi” değil.

Fatih Güneş diyor ki;

“2025 yılında Aksaray’da 9 bin 800 konut satıldı. Aynı ölçekli illere göre yüzde 50 daha fazla üretim ve satış var.”

Eğer bu rakamlar doğruysa, ortada bir sorun var demektir.

Çünkü satış bu kadar iyi, üretim bu kadar yüksekse;
neden Aksaray’da müteahhitler birer birer batıyor?

Neden bazı müteahhitler ortadan kayboluyor?

Neden insanlar yıllarca biriktirdiği parayı verdiği evleri alamıyor?

Neden bazıları konkordato ilan ediyor?

Ve en önemlisi…

Son zamanlarda şehirde konuşulan o “müteahhit intiharları” meselesi.

Gerçekten kaç tane var?

Kaçı intihar?

Kaçı başka bir hikâyenin parçası?

Bu şehir bunları konuşuyor.

Ama sektörün temsilcisi olan AKMÜB’den bu konularda net bir açıklama duyan oldu mu?

Dün  beş yıldızlı bir otelde verilen iftar yemeğinde tablo oldukça parlaktı.

Konuşmalar yapıldı.
Rakamlar verildi.
Başarı hikâyeleri anlatıldı.

Ama kimse çıkıp da şu soruları sormadı:

Aksaray’da kaç müteahhit iflas etti?

Kaç tanesi konkordato ilan etti?

Kaç tanesi yüzlerce insanı mağdur edip ortadan kayboldu?

Kaç müteahhit tefecinin eline düştü?

Çünkü şehirde konuşulan en büyük meselelerden biri de bu.

ASIL SORUN MALİYET DEĞİL HIRS

Sektörde konuşulanlara göre sorun sadece maliyet değil.

Asıl problem başka.

Bir iş bitmeden ikinci,
İkinci bitmeden üçüncü,
Hatta boyunu aşan projelere girme hastalığı.

Kısacası…

Kontrolsüz büyüme.

Sonra sermaye yetmeyince ne oluyor?

Kapı çalınıyor.

Ama banka değil.

Tefeci.

İşte ondan sonra başlayan hikâyeler ya iflasla bitiyor ya da daha karanlık senaryolarla.

EN KÖTÜ İHTİMAL YA İNFAZ YA İNTİHAR…

Şimdi asıl soruya gelelim.

AKMÜB bu süreçte ne yaptı?

Üyelerinin mali krizlerini çözmek için hangi adımları attı?

Tefeciye düşen müteahhitler için ne tür bir mekanizma kurdu?

Mağdur edilen vatandaşların zararını önlemek için hangi öneriyi sundu?

Yoksa görev sadece yılda birkaç toplantı yapmak, bir de iftar düzenlemek mi?

ELEŞTİRİYİ DUYMAK ZOR AMA GEREKLİ

Sayın Fatih Güneş’in eleştiriden pek hoşlanmadığını biliyoruz.

Kırılır mı?

Küsülür mü?

Muhtemelen.

Ama gerçek şu:

Eleştiri yoksa başarı da yoktur.

Kendi kendini alkışlayan kurumlar zamanla gerçeklerden kopar.

Sonra ne olur?

Birileri kazanıyor gibi görünür.

Ama aslında şehir kaybeder.

Vatandaş kaybeder.

Sektör kaybeder.

Tıpkı ramazan ayından önce intihar ettiği söylenilen Müteahitleri kaybettiğimiz gibi..

GÖSTERİŞ DEĞİL ÇÖZÜM LAZIM

AKMÜB gerçekten güçlü bir kurum olmak istiyorsa önce şu soruların cevabını vermeli:

Aksaray’da kaç müteahhit iflas etti?

Kaç vatandaş mağdur oldu?

Bu mağduriyetlerin tekrar yaşanmaması için hangi tedbirler alındı?

Ve en önemlisi…

Üyelerinizin tefeciye düşmemesi için ne yaptınız?

Eğer bu soruların cevabı yoksa…

Beş yıldızlı otelde verilen iftarın,
parlak konuşmaların,
büyük rakamların da pek bir anlamı kalmıyor.

Çünkü gerçekler masa başında değil, sahada yazılıyor.

Ve Aksaray’da o gerçekler şu an pek parlak görünmüyor.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —