Aksaray’da Sivil Toplum Örgütlerinin (STK), daha güçlü olmasını, Milletvekili Cengiz Aydoğdu, 2005 yılında ilk baskısı yapılan ‘’ BİZE VELVELE DÜŞTÜ’’ eserinin 153. Sayfasında, ‘’Bürokrat Hangi Emanetin Eminidir?’’ başlığı altında;
‘’…Bürokrasinin de kendi içinde bir güçler sıralaması vardır ve hâkim mevkide olanlar –yani devletin
Ruhban sınıfı- iki yüzyıldır elinde tuttuğu hiçbir ipin ucunu başkasına kaptırmamıştır. Batının yükselmesine ve Osmanlı üzerinde tesirini hissettirmesine mütenasip olarak Osmanlı’da bazı müesseseler kadim yapıdaki yerini ve fonksiyonunu eskisinden farklı bir şekilde temayüz ettirerek önemini arttırmış ve günümüze kadar devam ettirmiştir. Bunlar MALİYE, DİPLOMASİ ve HARBİYE ’dir.
Bu üç müessese her devirde ülkemizde cari olan siyaset ‘’Rüzigar ’larının üstünde ve dışında mütalaa edilip parlamenter sistemde vuku bulan hiçbir değişimden etkilenmeden kendi mecralarında ve kendi havalarında icra-yı faaliyet göstermiştir. Hatta bu kurumlara siyaseti sokmamakla övünen, yani kurumları Mili iradenin kontrolünden kaçırmakla iftihar eden siyasetçilerimiz bile vardır.
Ülkemizin siyasi haritası dikkatle incelendiğinde bu övünmenin haklı bir iftihar vesilesi sayılabileceği –şaşkınlıkla fark edilir. Zira bizde siyasi aktörler, yer almaları gereken oyunda figüran dahi değildirler. Kendilerine göre, asıl gündemin dışında memleket sathında hiçbir derin tesiri olmayan oyunlarda sıra rollerini kabullenmekle iktifa ederler. Ülkemizde baskı gruplarının arzu ve isteklerini siyasi yelpazeye aksettirecek,
SİVİL TOPLUM MÜESSESELERİ GELİŞMEDİĞİNDEN çıkar gruplar bu fonksiyonların ifası için siyasi partileri kullanmakta ve bu yüzden siyasi partiler asıl misyonlarının[r1] çok uzağında ufak tefek şeylerin davacısı olarak parlamentoda fuzuli yer işgal etmektedirler. Ülke kaderini ilgilendiren Milli meseleler parlamento dışında mütalaa edildiği için sağlıksız demokrasilerin bir işareti olan parlamento dışı mihraklar güçlenmekte ve siyasi boşluğu doldurmaktadırlar.
Bu durumda milli politikalar seçilmişler dışında müttefik ve savunucu bulmak zarureti ile baş başa bırakılıp çoğu zaman Milli davaların savunuculuğu bu işi –muhakkak- siyasetçilerden daha iyi bilen bürokratlara tahmil edilmektedir. Böylece savunduğu şeyden de güç alan bürokrat kendisinin siyasetçilerden güçlü veya en azından haklı hissetmektedir. İşin özü bizde siyasi partileşme, bugünkü siyasi yapılaşmanın bittiği yerde başlamalıdır…’’
Milletvekilimizin görüşüne katılıyoruz. Son 15 yılda özellikle başkanlık sisteminde Maliye, diplomasi ve harbiye siyasetin emrinde hareket etmek durumuna getirildi. Dolaysıyla eski alışkanlıklarından haylı uzaklaşıldı. Siyasetçilerden ehliyet, liyakat ve cesaret sahibi olanlar, figüran değil oyun kurucu oldular. Olmayanlar ise figüran olmaya devam ediyorlar. Ülke kaderi de eskisi gibi parlamento dışında değil, Cumhurbaşkanının iradesiyle Parlamentodan çıkıyor. İktidar, Parlamentoda artık fuzuli yer işgal etmiyor.
Milletvekilimiz haklı olarak, Sivil Toplum Örgütlerinin yeteri kadar gelişmediğinden ve daha güçlü olması gerektiğinden bahsediyor. Bizde katılıyoruz ancak hastalığı doğru teşhis etmek yetmiyor, tedavi etmek gerekiyor. Türkiye bir yana, Aksaray’da yarı kamu kuruluşu niteliğinde ki; Sivil Toplum Örgütlerini kollayarak, gözeterek, sorunları çözmede, ortak hareket ederek, birlik sağlandığınızda görüşünüzü hayata geçirmiş olursunuz. Dolaysıyla Aksaray’da bugüne kadar yapılamamışı yaparsınız.
İktidarlar ve bürokrasi STK lar üzerinde baskıdan ve arka bahçe olarak kullanmaktan vazgeçerek, MÜZAKEREYİ tercih ettiklerinde, STK’lar güçlenir ve kurumlaşır. İlde gerçek birlik sağlanarak iktidar, bürokrasi ve STK’ ların gücü ciddi şekilde artar, il güçlenir. Dolaysıyla bir hastalık olan dedikodu da ortadan kalkar. Aksaray, bakanlar kurulunda temsil edilerek, gücünü gösterir ve daha çok hizmet alır.
Milli, manevi, sanayi, tarım, ticaret, eğitim ve kültür konularında, iktidar Sivil Toplum Örgütleriyle birlikte hareket ettiğinde, daha güçlü bir Aksaray’ı inşa edilebilir. Yıllardır arzu edilen ama bir türlü gerçekleştirilemeyen birlik Milletvekilimiz Cengiz Aydoğdu tarafından tesis edilerek bu güne kadar kimsenin yapamadığı yapılmış olur. Tarihi ilk adım atılmış olur. Bütün konularda birlik olma, birlikte hareket etme başarılabilir. Cengiz vekilimizin önce bir kültür adam bir idealist olduğu gerçeği görüldüğünde her şey daha kolay halledilir.
Türk Milletinin ve bütün Türk Âleminin, 30 Ağustos Zafer Bayramını kutlu olsun.
HAYROLA, MUVAFFAK OLA, MUZAFFER OLA.