Son zamanlarda dikkatimi çeken ve artık “tesadüf” diyemeyeceğimiz bir durum var. Adliye ve asayiş haberlerinde, bazı meslektaşlarımızın kamerayı olay yerine değil, olayın yükünü sırtlanan polisin ensesine dayaması.
Evet, yanlış duymadınız.
Olay var, suç var, delil var…
Ama kadrajda ne hikmetse olay yok, polis var.
Hem de öyle böyle değil; hedef tahtasına çakılmış polis var.
Aksaray’da polis özveriyle çalışıyor. Bunu bilmeyen yok. Gece gündüz, yaz kış, bayram seyran demeden bu şehrin güvenliği için koşturuyorlar. Olaylardaki başarıları ortada. Ama insanlık hali bu… Bazen yorgunluk, bazen uykusuzluk, bazen de 40 derecenin altında bir anlık nefes alma ihtiyacı.
Şapkasını çıkarıp terini siliyor… Hop kamera orada.
Bir köşede çömelip soluklanıyor… Hop kamera orada.
Ekip amiri olayı uzaktan takip ediyor… Hop kamera orada.
Peki olay nerede?
Suç unsuru nerede?
Kamuoyunun bilgileneceği esas görüntü nerede?
Yok.
Çünkü bazı “acar” muhabirler için mesele haber yapmak değil, mesele birilerini zor durumda bırakmak.
Daha da vahimi ne biliyor musunuz?
Bu görüntüler, Emniyet Müdürümüz Sayın Bekir Demir’in haklı hassasiyeti kaşınarak servis ediliyor. Müdürümüz görüntüyü görünce iyi niyetle gereğini yapıyor. Ama o kameranın arkasındaki niyet her zaman iyi niyet değil.
Ben de olay yerlerine gidiyorum.
Ben de görüyorum.
Polisin nasıl çalıştığını, nasıl didindiğini, nasıl ter döktüğünü birebir izliyorum.
Ama bazı meslektaşlarımız olay yerine haberci olarak değil,
hesaplaşmaya gidiyor.
Kendisine bilgi verilmedi diye…
O gün çağrılmadı diye…
Canı sıkkın diye…
Gıcık kaptı diye…
Görev yapan polisi, ekip amirini, müdürü kadraja alıp “bak yakaladım” derdine düşüyor.
El insaf!
Eğer elinizdeki kamerayı nerede, ne zaman, neyi çekeceğinizi bilmeden kullanacaksanız, kullanmayın.
Adliye–asayiş olaylarında olay yeri çekmeyi bilmiyorsanız, gitmeyin o olay yerlerine.
Ama yok…
Derdiniz habercilik değil de kızdığınız için birinin ekmeğiyle oynamaksa, orada durun.
Kimse kusura bakmasın.
Sizin küçük kaprisleriniz, hırslarınız, kişisel hesaplarınız uğruna;
bu şehrin güvenliği için gece gündüz çalışan polislerin, ekip amirlerinin, müdürlerin zor durumda bırakılmasına sessiz kalmayız.
Ya adam gibi olay yerine gidip olayı çekin,
ya da güvenlik görevlilerini tehdit eder gibi kadraja almayı bırakın.
Aksi halde;
Emniyet Müdürümüzden, basına asayiş bülteni dışında bilgi ve görüntü verilmemesi yönünde çalışma başlatmasını isteyeceğiz.
Yetmezse Sayın Valimizden bu konuda gerekli tedbirleri almasını rica edeceğiz.
Kimse kusura bakmasın.
Sizin hırsınız yüzünden, işini yapan insanların şevkinin kırılmasına, emeğinin gölgelenmesine gönlümüz razı gelmiyor.
Bu şehirde gazetecilik;
kamera kurşun gibi kullanılarak değil,
vicdanla yapılır.