Bu Şehir İçin Yazıyoruz
Çok garip bir mesleğin peşine düştük…
Düşe kalka, dizlerimiz, dirseklerimiz kanaya kanaya…
Canımız yana yana, itilip kakıla gazetecilik yapıyoruz.
Bazen dışlanıyoruz.
Bazen ayaklar altına alınıyoruz.
Bazen öteleniyoruz.
Yeri geliyor “fitneci” deniliyor, yeri geliyor “yalaka”…
Ama her ne olursa olsun, derdi Aksaray olan az sayıdaki gazetecilerdeniz.
Takla atmayı bilmeyen, iki yüzlü olmayan, yalakalıkla zirveye çıkmayı hedeflemeyen bir avuç insanız. Aksaray için mücadele eden herkesin yanında durmayı görev biliriz. Ama yanlışın karşısında durmayı da aynı kararlılıkla sürdürürüz.
Kalemini korkak alıştırmayanlardanız biz.
Yanlışa “yanlış” diyebilen…
Yolsuzluğa “yolsuzluk” diyebilen…
Bunu derken ne bir menfaat ne de bir ayrıcalık beklemeyen bir azınlığız.
Bizim kırıldığımız tek nokta var:
Karşılıksız destek verdiğimiz kişiler tarafından yanlış anlaşılmak.
Bizi “çantada keklik” sananlara, ceplerinde taşıdıklarını zannedenlere kırılıyoruz. Kimi zaman gözdağı veren, kimi zaman “Dediğimi yapmazsan, istediğimi vermezsen seni zor durumda bırakırım” imasında bulunanların baş tacı edildiğini gördüğümüzde üzülüyoruz.
Oysa biz ne tehdit dilini biliriz ne de pazarlık masasına otururuz.
Bizim tek sermayemiz kalemimizdir.
Tek dayanağımız vicdanımızdır.
Ve her şeye rağmen, bu şehir için yazmaya devam edeceğiz.
Çünkü biz susarsak, Aksaray kaybeder.
Ve gün gelir, yine aynı cümleyi kurmak zorunda kalırlar:
“Biz demiştik.”Oysa “demiştik” demeyi en çok hak eden taraf, o azınlıkta kalan gazetecilerdir.
Bu şehir için, her türlü eleştiriye ve tepkiye rağmen doğruları yazma cesareti gösterenlerin hakkıdır o cümle. Bedel ödemeyi göze alarak kalem oynatanların, yalnız kalmayı göze alanların, dışlanmayı sineye çekenlerin hakkıdır.
Ve kimse, “cepte” gördüğü o azınlığı yok sayma gafletine düşmemelidir.
Çünkü bu azınlığı;
ne bir hamsi tava gecesiyle,
ne birkaç ödenmiş faturayla,
ne de küçük hesaplarla tahakküm altına alamazsınız.
Dün bir hamsi tava gecesini nasıl gündeme taşıdıysak, yarın yapılan her yanlışı da aynı kararlılıkla gündeme taşırız. Kime dokunduğuna, kimi rahatsız ettiğine bakmadan…
Bizim terazimiz kişilere göre değil, doğrulara göredir.
Bu yüzden herkes şapkasını önüne koyup düşünmeli.
Çünkü mesele şahsi değil; mesele Aksaray’dır.
Ve biz, bu şehrin vicdanı olmaktan vazgeçmeyeceğiz.Tıpkı 20 yıl önce aldığı ihale ile Ziga Kaplıcaları’nı 20 yıl geriye götüren firmanın, aradan geçen 20 yılın ardından aynı ihalede sadece 20 santimetrelik bir ilerleme kaydettiğini yazma cesaretini gösterdiğimiz gibi…
Dün nasıl yazdıysak, bugün de yazarız.
Yarın da yazacağız.
İhale kimindir diye bakmadan,
isim kimdir diye düşünmeden,
rahatsız olan olur mu diye hesap yapmadan…
Biz, bu şehrin hafızasıyız.
Unutturulmak isteneni hatırlatırız.
Görmezden gelineni görünür kılarız.
Ve evet…
Biz, demiştik.