SATIR ARASI (Ayşe ALP)

Tarih: 12.02.2026 02:33

Bu Şehrin Hafızası Var… Ve Dün O Hafızaya Saygı Duyuldu

Facebook Twitter Linked-in

Aksaray Valisi Murat Duru dün basınla ilk kez bir araya geldi.
Gerçi meslektaşlarımızın büyük bir bölümü daha önce “hoş geldin” ziyaretine gitmiş... 

Belki Sayın Valimiz de kendisini ziyaret edenleri görünce, “Aksaray basınının büyük kısmıyla zaten tanıştım” diye düşünmüş olabilir.

Ama ,Geriden Gelecekleri henüz görmedi sanırım….

Fakat şunu söylemeliyim; hafızası gerçekten güçlü. Ziyarete gelen basın mensuplarını  hatırlaması,  dikkat çekiciydi. 

Bu ayrıntı küçük gibi görünür ama aslında önemli bir mesaj taşır: 

Dünkü tanışma ve kaynaşma toplantısı benim adıma verimliydi. 

Sayın valimizle, Henüz birebir tanışma fırsatım olmadı ama konuşmasını dikkatle dinledim. 

Cümleleri ölçülüydü, mesajları netti, tonu samimiydi. 

Elbette zaman en doğru değerlendirmeyi yapacaktır. Ancak ilk izlenimim olumlu.

Vali Murat Duru’nun Ulukışla İlçesinde  olması da ayrıca anlamlı. 

Bu coğrafyanın insanı olması, Aksaray’ı sadece harita üzerinden değil, coğrafi anlamda  bilmesi önemli bir avantaj. 

Ulukışla ilçesi ile Aksaray arasındaki tarihî ve gönül bağı malum…

Herhalde bunu anlatmaya gerek yok….

 “Aksaraylı olsun çamurdan olsun” sözü tam da bu hissiyatın ifadesi değil mi? 

Bu toprakların insanı olmak, bu toprakların dilini, kültürünü, refleksini bilmek demektir.

Nitekim kendisi de “Ben de bu toprakların bir evladıyım” derken aslında bir bürokrat cümlesi kurmadı; aidiyet cümlesi kurdu. 

Aidiyet varsa mesafe azalır. Mesafe azalırsa güven artar.

Ama asıl dikkatimi çeken bölüm başka basınla alakalı cümleleri idi.

Sayın valimizin “Basın yalnızca haber yapan bir meslek grubu değildir. Basın; bir şehrin hafızasıdır, vicdanıdır, sesidir.”

Cümlesi sıradan bir nezaket cümlesi değil. 

Bu, yönetim anlayışının çerçevesidir. Çünkü bir şehirde hafıza yoksa geçmiş silinir. Vicdan yoksa adalet zedelenir. Ses yoksa toplum susar.

Basını “hafıza” olarak görmek; dün yapılanları unutmamak demektir.
Basını “vicdan” olarak görmek; doğruya kulak vermek demektir.
Basını “ses” olarak görmek; eleştiriden korkmamak demektir.

Daha da önemlisi, yerel basına yaptığı vurgu…

Bu vurgu, yerel basının halkın sesiyle devletin iradesini buluşturan temel köprü olduğunun altını çizmektir.

Bunun bilincinde olmaktır….

“Ulusal basın gündemi takip eder; ama yerel basın şehrin kalbinde yaşar.”

İşte bu cümle Aksaray’ın gerçeğini anlatıyor.

Yerel basın bu şehrin nabzıdır. Aynı sokakta yürür, aynı pazardan alışveriş yapar, aynı düğünde oynar, aynı cenazede saf tutar. Bu yüzden yerel basının kalemi yalnızca mürekkeple değil, yaşanmışlıkla yazar.

Hangi mahallede su sorunu var, hangi köy yolu yıllardır yapılmadı, hangi yatırım gecikti, hangi başarı hikâyesi gözden kaçtı… 

Bunları en iyi bilenler ulusal basın  değil; bu şehirde yaşayan gazetecilerdir.

“Yerel basını yol arkadaşımız olarak görüyorum” demek; eleştiriyi de kabul ediyorum demektir. 

Çünkü yol arkadaşlığı sadece alkışta olmaz. Zor yolda da birlikte yürümeyi gerektirir.

Konuşmanın belki de en çarpıcı cümlesi şuydu:

“Doğru haberi yapmak ile haberi doğru yapmak aynı şey değildir.”

Gerçekten öyle…

Basın mensupları bilir ki; insanın köpeği ısırması değil, köpeğin insanı ısırması haberdir.

Ama bu haberi doğru biçimde aktarabiliyorsan, haberi doğru yapıyorsundur.

Aksine, haberi olduğundan farklı anlatıyorsan; doğru habere erişmiş olsan da, haberi doğru yapmıyorsundur.

Doğru haberi bulmak emek ister, takip ister, sezgi ister.
Ama haberi doğru yapmak vicdan ister.

Bugün hız çağındayız. İlk olmak çoğu zaman doğru olmaktan daha cazip. 

Oysa kalıcı olan hız değil, güvendir. Gazetecilikte en büyük sermaye itibardır. Bir kez zedelenirse, tamiri zordur.

Aynı şey yönetim için de geçerli.

Bir vali “yanlış yaptığımızda bizi uyarın” diyorsa, bu cesur bir cümledir. Çünkü eleştiriyi istemek kolaydır; eleştiriyi hazmetmek zordur. Eleştiriyi tehdit değil katkı olarak görmek ise olgunluk ister.

Elbette bir şehri sevmekle onu tanımak aynı şey değildir.

Sevmek kalptir.
Tanımak emektir.

Bir şehri tanımak; sokakta yürümek, esnafın çayını içmek, çiftçinin tarlasına gitmek, sanayicinin derdini dinlemek demektir. Zaman ister, sabır ister. “Bu da zaman ister” cümlesi bana acele vaatlerden uzak bir duruşu hatırlattı.

Bugün Aksaray’ın en büyük ihtiyacı karşılıklı güven.

Basın yönetime güvenmeli.
Yönetim basına güvenmeli.

Çünkü şehirler susturularak büyümez. Konuşarak büyür.

Basın gerçekten bu şehrin hafızasıysa; o hafızayı diri tutmak zorundayız.
Basın gerçekten bu şehrin vicdanıysa; o vicdanı yaralamamalıyız.
Basın gerçekten bu şehrin sesiyse; o ses yankılanabilmeli.

Aksaray’ın yolu uzun. Sorunları da var, potansiyeli de. 

Ama eğer yönetim dinlemeye devam eder, basın da haberi doğru yapma sorumluluğunu taşırsa; bu şehir sadece büyümez…

Olgunlaşır.

Çünkü şehirleri binalar değil, güven büyütür.
Ve güvenin en güçlü sesi, vicdanlı basındır.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —