Komşu illere bakıyorum…
Konya’dan Ali Yerlikaya’dan sonra Mustafa Çiftçi İçişleri Bakanı olarak kabinede.
Nevşehir’den Akın Gürlek Adalet Bakanı olarak görevde.
İnsanın ister istemez canı çekiyor;
Bir Bakan da Aksaray’dan çıksa ne güzel olurdu…
Geçmişe gidince hafızamız bizi mahcup etmiyor aslında.
Mehmet Altınsoy ve Sadi Somuncuoğlu gibi isimler TBMM’de bakanlık yapmış, devlet yönetiminde söz sahibi olmuştu.
O günlerden sonra ise sanki talih kuşu bir daha bizim çatıya konmamış gibi.
Garip bir suskunluk, garip bir bekleyiş başlamıştı …
Bir ara umutlanmadık mı? Umutlandık.. “Şeytanın bacağını kırdık artık “dedik…
Ali Rıza Alaboyun Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olduğunda “işte” demiştik. “Demek ki oluyormuş.”
Ama o da kısa sürdü. Yine kaderimize dönüverdik.
Şimdi tabloya bakınca komşu illerden birer bakan çıkmış.
Gurur duyduk, Onur duyduk….
Allah var, insanın canı çekiyor. “Bizim neden olmasın?” diyor.
Bu şehir milletvekili çıkartıyor, bürokrat yetiştiriyor, iş insanı yetiştiriyor ama kabinede bir sandalye hâlâ uzak bir hayal gibi duruyor.
Açık konuşalım… Ufukta “yarın bakan olur” denilecek bir siyasi profil var mı?
Zor soru, AMA VAR…
Belki siyaset biraz da sürpriz işidir. Körün taşı bazen gerçekten denk gelir.
Recep Tayyip Erdoğan İç Anadolu’nun yiğit ve başarılı evlatlarını birer birer kabineye taşırken, Aksaray’ı tamamen es geçer mi? İçimden bir ses “zor” diyor.
Ama siyaset matematik değil, ihtimal oyunudur.
Ben zor ihtimalleri sevenlerdenim.
Hayal kurmayı da severim.
Aklımdan geçen bir isim var elbette…
Ama şimdilik onu da kendime saklıyorum.
Belki bir gün Resmî Gazete’de bir atama kararı çıkar.
Altında bir Aksaraylı’nın imzası olur.
Ve biz de “nihayet” deriz.
Çünkü bu şehir sadece yol kavşağı olmayı değil, karar kavşağında da yer almayı hak ediyor.
Bu Sığ siyasetle Bakan’da çıkmaz
Basına kapalı kapılar ardında yapılan toplantılarla bu da mümkün değil.
Düşünün bir kere; Nevşehir ziyareti yapan bir Bakan’ın programı Nevşehir’de basına açık, basın takip ediyor.
Aksaray’dan Niğde’ye geçen Genel Başkan Yardımcısı ve Teşkilat Başkanı Ahmet Büyükgümüş Niğde ziyaretinde basına açık program ve temaslar gerçekleştiriyor.
Ama Aksaray’da nedense kapılar basına kapalı.
AK Parti yetkililerine ,Bir arkadaşım sormuş …
“ Teşkilat Başkanı Ahmet Büyükgümüş’ün programı Basın’a neden kapalı “diye …
Cevap olarak “Genel merkezin talimatı” denmiş.
Gülelim mi, ağlayalım mı yoksa kızalım mı?
Kızmak haddimize değil. Gülmek ise ancak acınacak halimize gülmek olur. Bence en doğrusu ağlamak. Aksaray için ağlamak…
Bu teşkilatın zihniyetiyle, basına kapalı ziyaret programlarıyla, basından kaçarak sadece sosyal medyada paylaşım yapıp, benim de haber olarak yayınladığım basit bir parti bülteniyle geçiştirilemeyecek kadar önemli bir ziyaretti bu.
Bu kadar hafife almak, bu kadar hafife indirgemek iktidar partisi Aksaray teşkilatına yakışmadı.
İster istemez bir gazeteci olarak —hatta siyasetten anlamayan bir gazeteci olarak— şunu sormak geldi içimden:
Bu neyin korkusu? Teşkilat başkanı neden basından uzak tutuldu?
Neden basın mensuplarıyla görüştürülmedi? Neyin telaşı yaşandı?
Kimse yanlış anlamasın. “İftar programına neden çağrılmadık?” demiyorum. Partide gerçekleştirilen program çerçevesinde bir basın toplantısı yapılarak teşkilat başkanının açıklamaları neden basından esirgendi diyorum.
“Bu korku neden?” derken kastettiğim şu: Teşkilat başkanından neyi saklamaya çalıştınız?
Biliyorum, yine fitne soktuğum iddia edilecek. Ama amacım fitne sokmak değil. İktidar partisini başarısızlığa götürecek her hamleyi gözünüze çakmaya çalışmak.
Beğenseniz de beğenmeseniz de gerçekleri yazmaya devam edeceğim.
Basını kendinizden soyutlayarak, uzaklaştırarak, dışlayarak başarı kazanamazsınız. Aksine kaybedenlerden olursunuz. Recep Tayyip Erdoğan’ın kararlarını yok saymak ve basını kendinizden uzak tutmak, seçimlerde size “yol, su, elektrik” olarak döner.
Biz mücadele etmeye devam ederiz. Ama unutmayın; bazı koltuklar kimseye baki değildir.
Aksaray basınının, Niğde basını kadar, Nevşehir basını kadar kıymetli olmadığını biliyoruz zaten..
Sosyal Medyadan paylaşım alıp haber yapan,gazeteciler aramızda olduğu sürece böyle olmaya devam edecek farkındayız…
Ama keşke bu tavrınızı, Aksaray’ın imajını bozan, “hamsi tava gecesi”yle zirve yapan, şehri dışarıda sarhoş, cani, katil, kötü, ahlaksız gösteren imaj zedelenmesine karşı da koyabilseydiniz.
Ama bakıyoruz ki bunu yapan gazetecilerle aranızda mesafe yok.
Aksaray için karşılıksız mücadele edenleri, size destek verenleri ,dışarıda bırakmanızı biz anlarız.
Fakat genel merkezin bunu ne kadar anlayacağını zaman gösterecek.