ÇUVALDIZ (Ayşe ALP)

Tarih: 26.02.2026 02:58

Dağa Taşa “Hû” Yazdıran İlahi: Celal Karatüre’nin Fırtınası

Facebook Twitter Linked-in

Bu Ramazan, Türkiye’yi ve sınırları aşan coğrafyayı kasıp kavuran bir ses yükseldi: Celal Karatüre’nin “Kabede Hacılar Hû Der Allah” ilahisi. Bu eser, sadece kulaklarda değil, gönüllerde de bir devrim yarattı. Dağa taşa Allah’ın ismini yazdıran, şehir meydanlarından dijital platformlara kadar herkesi etkisi altına alan bir sanatın gücü…

Ve işin en tatmin edici kısmı, örümcek kafalıların, gençleri İslam’dan ve manevi duygulardan uzaklaştırma çabalarının boşa çıkması. Bu ilahi, gençlere hem inancın hem de maneviyatın güzelliğini, bir kez daha anlatıyor. O manipülatif, sahte “modernlik” söylemlerine, çıkarcı ve bilinçsiz istismarlara karşı güçlü bir tokat gibi.

Sanatçı, sadece bir ezgiyle değil; tarihsel ve kültürel bilinçle, genç nesillere “Hû”nun, Allah’ın varlığının ve birlik ruhunun büyüklüğünü hatırlattı. Örümcek kafalıların kurguladığı ideolojik oyunlar, bu coşku ve manevi sahiplenme karşısında tamamen etkisiz kalıyor. Çünkü hakikat, gönüllere düşmüşse, hiç bir sinsi çaba onu silemez.

“Kabede Hacılar Hû Der Allah” artık sadece bir ilahi değil; bir direniş, bir kültürel uyanış ve manevi bir fırtına. Ve bu fırtına, hem Türkiye’yi hem de dünyayı sarıyor, herkese hatırlatıyor: İnanç ve sanat birleştiğinde, hiçbir istismar ayakta kalamaz.

Ramazan, yıllardır bize sadece oruç tutmayı değil, aynı zamanda ruhun dinginliğini ve toplumsal dayanışmayı hatırlatır. Bu yıl ise bu manevi atmosfer, Celal Karatüre’nin seslendirdiği “Kabede Hacılar Hû Der Allah” ilahisiyle farklı bir boyut kazandı. Şehir meydanlarından okul bahçelerine, sosyal medyadan dijital müzik platformlarına kadar yayılan bu İlahi kısa sürede bir Ramazan fenomenine dönüştü.

Öğrencilerin teneffüslerde ilahiyi söyleyerek bahçeye çıkmaları, 7’den 70’e herkesin bu manevi ritme eşlik etmesi, eserin toplumun farklı kesimlerinde nasıl bir yankı bulduğunu gözler önüne seriyor. Sosyal medyada milyonlarca paylaşım, ilahinin yalnızca bir müzik eseri olmanın ötesine geçtiğini, bir kültürel gündem maddesine dönüştüğünü kanıtlıyor.

Elbette her toplumsal fenomen gibi, ilahi de tartışmalara konu oldu. Kamusal alanlarda bu denli görünür olması bazı kesimler tarafından eleştirildi; kimileri sanat ile inanç arasındaki çizginin korunması gerektiğini savundu. Öte yandan destekleyenler, eserin İslam Dinin, Ramazan’ın birleştirici ve ruhsal yönünü güçlendirdiğini belirtiyor.

Devlet Bahçeli’nin Karatüre’yi tebrik eden açıklaması, tartışmaları alevlendirdi; ama aynı zamanda eserin toplumsal ve kültürel etkisinin ne kadar geniş olduğunu da gösterdi. Uluslararası platformlarda dikkat çeken ilahi, farklı ülkelerdeki dinleyicilere ulaştı ve dijital listelerde üst sıralara yükseldi.

Görünen o ki, “Kabede Hacılar Hû Der Allah” sadece bir ilahi değil; bu Ramazan’ın simgesi, bir kültürel rüzgârı. İnsanların bir araya geldiği, birlikte söylediği, paylaştığı bir manevi deneyim… 

Belki de Ramazan’ı bu yıl özel kılan, tam da bu birleştirici ruh.

"Nerde o eski ramazanlar "demediğimiz ,uzun yıllardan sonra belkide ilk kez, ortak bilinçle yaşanan  manevi atmosfer oldu.

Kısacası, Karatüre’nin sesi sadece kulaklarda değil, gönüllerde de yankılandı. Ve bu, kültürün, sanatın ve inancın buluştuğu anlardan biri olarak hafızalara kazındı.

Tabi birde bu akan selden, İslamiyet'in yeniden, olması gerektiği yaşanmasından ve İslam bilincinin yeni nesile  ışık olmasından korkup, protesto etmek için meydanlar çıkanlar ve bu protestoya imza atanlar ,hafızalar kazındı…


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —