Bu şehirde gerçeği yazanın yakasına en kolay yapıştırılan yafta.
Soru sorarsın fitne.
Hesap sorarsın fitne.
Yanlışı yazarsın fitne.
Madem öyle, ben dediğiniz gibi fitneciyim.
Hemde dibine kadar…..
Peki siz necísiniz?
Yapılan hatayı görüp susan mısınız?
Yanlışı alkışlayan mısınız?
Sosyal medyada paylaşılan her kareyi “büyük hizmet” diye servis eden mısınız?
Bu şehirde bazıları istiyor ki gazeteci üç maymunu oynasın.
Görmesin. Duymasın. Yazmasın. Eleştirmesin.
Sadece paylaşılan metni kopyalayıp yapıştırsın.
Bir iki süslü cümle eklesin. Fotoğrafın altına methiye dizsin.
Olmadı. Olmayacak.
Yapmadım, yapmayacağım…
Bir ara “Önce bize sorun, düzeltelim, yazmayın” dediniz.
Sorduk. Uyardık. Düzeltildiğinde yazmadık.
Sonra ne yaptınız?
Basını devre dışı bırakıp duyuruları sosyal medyaya taşıdınız.
Yazdığınız iki satırla methiyeler düzelim, varsın yalan yanlış olsun önemli değil dediniz.
Eleştirmeyeni baş tacı yaptınız.
Bazı Resmi ilan alan, yazılı ve İnternet sitelerini ,ses çıkarmayan kalemleri beslediniz.
Şimdi soruyorum:
Ben mi fitneciyim, yoksa gerçeği bastırmaya çalışan mı?
Aksaray’ın menfaatini yazmak suçsa, o suçu işlemeye devam edeceğim.
Yanlışı yazmak fitneyse, o fitneyi sürdüreceğim.
Gördüğüm her yanlışı gözünüze sokmaya devam edeceğim…
Bayramda verilecek üç kuruşluk ilana takla atmadım, atmayacağım.
Sosyal medya takipçiliği yapıp “abi süper olmuş” gazeteciliği oynamadım, oynamayacağım.
Şantajla, tehditle, sus payıyla büyüyen sözde kalemlerden olmadım, olmayacağım.
Siz konforlu ve yalaka kalemlerle yürüyebilirsiniz.
Bugün birinin sırtından, yarın ötekinin omzundan siyaset yapabilirsiniz.
Seçim zamanı saf değiştirip dün savunduğunuzu bugün inkâr edebilirsiniz.
Ama gerçek değişmez.
Gerçek er ya da geç kapınızı çalar.
Ve o kapı çaldığında, “fitne” dediğiniz şeyin aslında uyarı olduğunu anlayacaksınız.
Ben burada olacağım.
Kalemimle.
Rahatsız etmeye devam ederek.
Sizi Bekleyeceğim sırf ;
“BEN DEMİŞTİM ”demek için….