Aksaray Valisi Sayın Murat Duru’nun ilimizde göreve başlamasının üzerinden henüz iki hafta geçmiş olmasına rağmen, Aksaray halkıyla ve il idaresiyle kurduğu olumlu bağlar dikkat çekiyor.
Tecrübe olunca, işin yerinde ve zamanında yapıldığı daha ilk günden gözle görülüyor. Bu nedenle Aksaray’da çok da acemilik çekeceğini düşünmüyorum.
Nitekim Niğde’nin Ulukışla ilçesinden olması, Aksaray’a yabancı olmadığını; aksine bu coğrafyayı yakından tanımasının kendisi adına önemli bir avantaj olduğunu gösteriyor. Ulukışla–Aksaray bağı öyle bugünden yarına kopabilecek bir bağ değil. Geçmişten gelen dostluklar, tanışıklıklar ve temaslar hâlâ diri. Sayın Valimiz de Aksaray’la bağını bugüne kadar hiç koparmamış bir isim.
Derin mevzuları bir kenara bırakıp bugüne gelecek olursak…
“Sayın Valimiz Murat Duru kimdir?” sorusuyla yaptığım kısa bir incelemede yalnızca özgeçmiş bilgileriyle yetinmedim; sahadaki izlenimlere de baktım. Nihayetinde Aksaray Valisi olarak atanmıştı. Bu, kendisi için bir şans mıydı?
Asıl soru şu: Aksaray için de bir şans olacak mıydı?
Yaklaşık 15 gündür kendisini yakından takip ediyorum. Halkla iletişimi nasıl? Aksaray hakkında ne biliyor? Kurumları nasıl harekete geçiriyor? Sağlam ve net brifingler alıyor mu? İlde neler yapılıyor, neler yapılmıyor, hangi projeler devam ediyor, vatandaş ne talep ediyor? Tüm bu soruların cevaplarını alabiliyor mu, daha da önemlisi almak istiyor mu?
Liderlik refleksi ne durumda?
Gördüğüm tablo net:
Tecrübenin getirdiği kalite.
Başından beri Sayın Valimizin Mülkiyeli olması, tecrübeli bir idareci kimliği taşıması ve belediye ile uyumlu çalışıp çalışamayacağı çok konuşuldu. Ancak kısa sürede ortaya çıkan tablo şimdilik şunu gösteriyor: Sayın Murat Duru, konulara hızla hâkim oluyor. Hangi proje nerede takılmış, nerede eksik var, nerede aksama yaşanmış; bunları öğrenmekle kalmıyor, kurumları çalıştırmaya başlayarak yönetim refleksini sahaya yansıtıyor.
Aldığı brifingler, sahaya yansıyan refleksleri ve kurumlara verdiği mesajlar, Aksaray’ı “il gibi” yöneteceğinin sinyallerini veriyor.
“Elbette daha erken” diyenler olacaktır. Haklılar, kendilerine katılıyorum. Ancak bir sözü de unutmamak gerekir:
Erken giden yol alır.
Sayın Valimizin halkın içinde olması, mütevazı duruşu, Aksaray’ın sevilen Belediye Başkanı Evren Dinçer ile uyumlu bir çalışma iradesi sergilemesi ve kurumları harekete geçirmesi son derece önemlidir. Buraya kadar yazdıklarım; gördüğüm, analiz ettiğim ve edindiğim izlenimlerin yansımasıdır.
Ancak Aksaray hiçbir zaman kolay bir şehir olmadı.
Menfaat ilişkilerinin yoğun yaşandığı, yeni gelen idarecileri şekillendirmeye ve yönlendirmeye çalışanların her zaman sırada beklediği bir şehir olduğunu unutmamak gerekir. Bu nedenle Sayın Valimizin, kendisine sunulan her öneri ve eleştiriyi son derece dikkatli ve titiz biçimde irdelemesi şarttır.
Burada özellikle bir noktaya dikkat çekmek istiyorum. Valilik binasında, Valinin A takımında yer alan; basından protokole kadar görev yapan bazı isimlerin, geçmiş dönemlerde sergiledikleri pervasız tavırları bu dönemde sürdürebileceklerini sanmıyorum. Çiftlik ağası edasıyla davrananların, basın camiasında yarattıkları huzursuzluğu tekrar yaşatabileceklerinden de emin değilim.
Ahbap–çavuş ilişkileri kurarak, belli basın mensuplarından alınan destekle oluşturulan ikiliklerin ve gerilimlerin bu dönemde karşılık bulamayacağını düşünüyorum. Sayın Valimizin mülkiyeli bir idareci olması ve personel yönlendirmesiyle hareket eden bir yönetim anlayışına sahip olmaması, belli çevrelerin konfor alanını da şimdiden daraltmış durumda.
Dahası, Sayın Valimizin önceki görev yerlerinde basınla olan ilişkisinin iyi olduğunu ve basında eşitlik ilkesini net biçimde benimsediğini öğrenmek beni ayrıca memnun etti. Yani Valilikte birkaç kişinin, dışarıdan birkaç kişinin desteğiyle, tehdit ya da baskıyla Sayın Vali Murat Duru’ya “hamsi tava gecesi” yaptırabileceklerini sanmaları bu dönemde pek mümkün görünmüyor.
Bu durum, Valilik bünyesindeki tüm kurumların ve Vali ile halk arasındaki en önemli köprü olan yerel basının; bilgi, görsel, bülten ve haber anlamında daha sağlıklı destekleneceği umudunu güçlendiriyor.
Gerçi 15 günde yayımlanan 3–4 bültenle gözlerimizi yaşartan arkadaşlar oldu ama umarım ilerleyen süreçte Sayın Valimizin de katkısıyla günlük bültenler ve görsellerle basın daha güçlü biçimde desteklenir. Programlara çağrıldığımız sürece zaten katılıyor, haberlerimizi yapıyoruz. Ancak basına kapalı toplantılarda konuşulan projelerin de halka duyurulması, Vali ile halk arasındaki köprüyü kuran yerel basın açısından son derece önemlidir. Elbette Sayın Valimiz isterse…
Özellikle basın ve protokol noktasında geçmiş dönemlerde yaşanan aksaklıklar nedeniyle zor durumda kalan valilerimizin yaşadığı sıkıntılar hâlâ hafızalarımızda. Bu nedenle Sayın Valimizin, mesai arkadaşlarını bu alanlarda titizlikle gözlemlemesi ve doğru kadroyla yol alması, yarın yaşanabilecek sorunların önüne geçecektir.
Çünkü bu şehirde görev yapan her valinin Aksaray için faydalı işler yaptığına ve yapacağına şahidiz. Bizler de bu işleri halka duyurmak isteyen insanlarız.
Belki Sayın Valimiz bugün bu yazıda anlatılanların tamamını tam olarak kavrayamayacaktır. Çünkü geçmişte yaşananları bire bir bilmiyor.
Ama yaşadığında…
Eminim ne demek istediğimi çok daha iyi anlayacaktır.
İlimizin kronikleşen imaj sorununu da unutmamak gerekir. Aksaray’ın özellikle adliye ve polis haberleri üzerinden sürekli olumsuz bir algıyla anılması, bazı asılsız ve abartılı haberlerle turizminin bilinçli ya da bilinçsiz şekilde baltalanması, bununla da yetinilmeyip büyük projelerin küçük ve maksatlı haberlerle gölgelenerek değersizleştirilmeye çalışılması, şehrimizin itibarına ciddi zarar vermektedir.
Bu noktada Sayın Valimizin, Aksaray’ın itibarını koruyacak ve güçlendirecek acil ve kararlı tedbirleri hayata geçireceğine olan inancımı ve umudumu özellikle ifade etmek isterim.
Bu düşüncelerle; Aksaray için yeni bir dönemin başlangıcı olmasını temenni ediyor,
Sayın Valimiz Murat Duru’ya “Hoş Geldiniz” diyorum.