ÇUVALDIZ (Ayşe ALP)

Tarih: 27.01.2026 10:00

Mesele Ankara’daki Aksaraylılar Derneği’nin yok hükmünde olmasıdır.

Facebook Twitter Linked-in

Dün sosyal medyada küçük bir paylaşım, altına yazılan büyük laflar dikkatimi çekti. Asıl dikkatimi çeken ise, soruya değil soruyu sorana öfkelenen bir zihniyetti.
Umman Berksoy isimli bir beyefendi çıkmış, Aksaray basınını küçümseyen, gazeteciliği parmak sallayarak tarif eden cümleler kurmuş. 

Yetmemiş, yıllardır bu şehirde gazetecilik yapan Yaşar Sarıkaya’yı hedef almış.

Bir durun daaaa  orda 

Benim tanıdığım Yaşar Sarıkaya, ben deyim 20 yıl, siz deyin 25 yıldır gazetecilik yapan, Aksaray’da hatta  bir çok ilde ve özellikle Ankara'da adını bilmeyenin olmadığı bir isimdir. 

Telefonu değişmişmiş…
Allah aşkına, bu kadar ucuz bir cümleyle mi gazetecilik tartışılır?

Asıl mesele şu:
Yaşar Sarıkaya bir soru sordu.
Ve bu soru birilerini fena halde rahatsız etti.

Çünkü gazetecilik soru sormaktır.
Cevap veremeyenler ise genelde kızar.

Sayın Umman Berksoy, madem bir üyesiniz, hangi sıfatla dernek adına konuşuyorsunuz?
Başkan nerede?
Yönetim kurulu nerede?
Başkan yardımcısı, sekreter, basın sorumlusu yok mu?

Yoksa herkes susup, bir üye mi sahaya sürülüyor?

“Yetkililer size cevap verme tenezzülünde bulunmamış” demişsiniz.
Bu cümle, aslında her şeyi anlatıyor.

Demek ki siz Aksaray basınını “tenezzül edilecek” bir yerde görmüyorsunuz.
O zaman şu soruyu sormak da bizim boynumuzun borcu oluyor:
Madem bu kadar büyüksünüz, neden bu kadar alındınız?

Bakın, mesele kişisel değil.
Mesele Ankara’daki Aksaraylılar Derneği’nin yok hükmünde olmasıdır.

Soruyorum — hem de yüksek sesle:

• Derneğin başkanı kim?
• Yönetim kurulu kimlerden oluşuyor?
• Ankara’da adresiniz nerede?
• Bugüne kadar Aksaray için ne yaptınız?
• Bir tek etkinliğiniz, bir tek açıklamanız, bir tek kamuoyuna yansıyan faaliyetiniz var mı?
• Genel kurulu neden kimseye duyurmadınız?
• Ankara’da yaklaşık 55 bin Aksaraylı yaşarken, neden dernek bu kadar görünmez?

Bu sorulara kızarak cevap veremezsiniz.

Ankara- Aksaray'lılar  Dernği  dediğiniz şey tabela değildir.
koltuk koruma alanı hiç değildir.
Bu dernek , temsil, dayanışma ve lobiciliktir.

Ankara gibi bir şehirde, bürokratın, siyasetçinin, iş insanının cirit attığı bir ortamda; Aksaraylılar Derneği’nin adı bile anılmıyorsa, kusura bakmayın ama ortada büyük bir sorun vardır.

Ve bu sorun, soruyu soran gazetecinin değil;
hiçbir şey yapmadan görünmez olmayı tercih edenlerin sorunudur.

Şeffafsanız korkmazsınız.
Gurur duyulacak işleriniz varsa saklanmazsınız.
Faaliyetiniz varsa sorudan rahatsız olmazsınız.

Ama yokluk, soru ile görünür olur.
Ve o zaman refleks başlar:
Kızmak, küçümsemek, çamur atmak…

devam eder gider…..

Ankara’daki Aksaraylılar Derneği ya bu atalet halini terk eder, kapılarını gerçekten Aksaraylılara açar, görünür olur, hesap verir;
ya da dürüstçe şunu söyler:

“Biz Aksaraylıları temsil edemiyoruz.
Biz sadece koltukta oturuyoruz.”

Gazetecilik soru sormaktır.
Sorulana kızmak ise, cevap veremeyenlerin klasik refleksidir.

Bazen küçücük bir soru, koca bir yapının içinin ne kadar boş olduğunu ortaya çıkarır.

Sayın Berksoy, siz derneğin neyi oluyorsunuz?
Başkan mısınız?
Yönetimde misiniz?
Basın sözcüsü müsünüz?

Değilseniz, hangi sıfatla dernek adına konuşuyorsunuz

Ha pardonnn

“Yetkililer cevap verme tenezzülünde bulunmamış”

Madem bu kadar büyüksünüz, neden bu kadar alınganlık gösterdiniz ?

Bugüne kadar Aksaray adına hangi girişimi yaptınız?
• Hangi milletvekiliyle, hangi bürokratla temas kurdunuz?
• Gençler için, öğrenciler için, iş insanları için ne ürettiniz?

Ve atalet, en çok sorudan korkar.

Şeffaf olan korkmaz.
Üreten saklanmaz.
İş yapan hesap vermekten kaçmaz.

Ama ortada bir şey yoksa, soru rahatsız eder.
O zaman da refleks başlar:
Gazeteciye saldır, küçümse, itibarsızlaştır.

BOŞ İŞLERLE UĞRAŞMAYIN LÜTFEN


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —